Taganga’dan Riohacha’ya
Zarina erkenden ayrılıyor. Ben de kalkıp kahvaltıya gidiyorum. Geçende Jess’in bahsettiği bir kafe vardı, oraya gitmeye karar veriyorum: Café Bonsai. Güzel kahveleri, yiyecekleri ve keyifli bir ortamı olan, cehennem sıcağının ortasında bir vaha. Bir süre takıldıktan sonra çıkıp son Taganga turlarımı atıyorum. Hostelden taksi ile ayrılılıp Santa Marta’ya geçiyorum, 10 bin COP tutuyor. Oradan da dünyanın en pis ve böcekli otobüsüyle Riohacha’ya…
Kolombiya’nın kuzeyindeki, Wayuu etnik grubunun yaşadığı Guajira bölgesinin başkenti olan Riohacha, büyük ölçüde bitik bir yer ama küçük de sayılmaz. En güzel yeri, palmiyelerin yoldan ayırdığı, dalgaların üzerinde patladığı upuzun Malecón… Türlü elişinin satıldığı, güneşin ayrı bir güzel battığı bu sahil yoluna yakın pek çok restoran ve barlar da mevcut. Müzik yayıldıkça insana iyi bir his veren bir bulvar burası. İçerlere doğru ilerledikçe etkisini yitirse de, Riohacha’daysanız Malecón’u es geçmeyin. Ve türlü desen ve renklerdeki ”mochilas Wayuu”ya direnmeyin, bir tane edinin. :)
Riohacha’ya saat 16:30 gibi geldim. Şehirde yapacak pek bir şey olmadığını görünce vakit kaybetmeden Guajira’yı kolayca gezmek için bir tur aranmaya başladım. Guajira’da Cabo de la Vela tarafına gitmek nispeten kolayken, kuzeye, Punta Gallinas tarafına gitmek nispeten zor, bu sebeple turu tercih ediyorum. Mevsimin de etkisiyle fazla tur yok, olanlar pahalı. Hemen yarın yola çıkan bir tur bulunca tamam dedim. 2 gece, 3 gün 400 bin COP. Yarın burada kaldığım Yalconia del Mar’dan sabah 8’de alacaklar beni.
Yemeği bol müzikli bir sokakta yiyip otele geri dönüyorum. Burada hostel bulamadım. Hoteldeki odam hem vantilatörlü hem de klimalı, gecelik 45 bin COP. Yani kıçıkırık Riohacha hayli pahalı. Sahilden uzaklaştıkça şehrin tüm havası değişiyor, başka bir yere gelmişsin gibi oluyor. İnsan içlere yürüyünce sahilden ayrılası gelmiyor.
